son güncelleme Nisan 13, 2023 by admin
KAMU İDARESİNİN İCRA TAKİBİNE KONU OLAN BORCUNU ÖDEMEMİŞ OLMASININ, MÜLKİYET HAKKINI İHLAL ETTİĞİNE DAİR ANAYASA MAHKEMESİ KARARINA İLİŞKİN İNCELEME
GİRİŞ
02.04.2022 tarih ve 31797 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 12.01.2022 tarihli Anayasa Mahkemesi Kararına dair 2018/33348 Başvuru Numaralı dosyada, başvurucu şirket, bir kamu kurumu aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde alacağının ödenememesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve Anayasa mahkemesi yapmış olduğu incelem sonucunda söz konusu başvurunun önce kabul edilebilir olduğuna karar vermiş ve devamında ise Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınmış olan Mülkiyet Hakkının başvurucu açısından ihlal edildiğine hükmetmiştir.
BAŞVURU GEREKÇESİ
Başvurucu şirket tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru incelendiğinde, başvuruda adı geçen şirketin bir kamu kurumu olan devlet üniversitesine satmış olduğu sıhhi araç ve gereçlerin bedelini karşı taraftan talep ettiği ancak bu taleplerin sonuçsuz kalması sebebiyle adı geçen üniversite aleyhine alacağını tahsil amacıyla icra takibi başlattığı ve bu icra takibine itiraz edilmediği için takip kesinleştiği görülmektedir. Başvurucu bu süreçte alacağını tahsil edemeyince, üniversitenin 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının haczini talep etmiş bu talebi kabul edilse de borçlu üniversite devlet mallarının haczedilemeyeceğinden bahisle itirazda bulunmuş ve İcra Hukuk Mahkemesi tarafında yapılan yargılama ile hacizlerin kaldırılması karar verilmiştir. Başvurucu Şirket, kararı 8/6/2015 tarihinde temyiz etmiş; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24/9/2018 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu tüm yargılama süreci sona erdiğinden bireysel başvuru hakkını kullanarak söz konusu yargısal süreçte alacağını tahsil edebilmesinin önüne geçilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının zarar gördüğünü iddia etmiş ve ayrıca adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
GENEL AÇIKLAMA
Başvurucunun ihlal edildiğini iddia ettiği Mülkiyet Hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35.maddesinde düzenlenmiş olup, mevzuat metninde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” Şeklinde yer almıştır.Her ne kadar başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin yanı sıra adil yargılanma ilkesinin de ihlal edildiğine dair iddiası olsa da Anayasa mahkemesi, başvuruları incelerken talep edenin hukuki nitelendirmesi ile bağlı bulunmadığından ve başvuruda asıl uyuşmazlık konusunun ekonomik değer ifade eden alacağın kamu tarafından kendisine ödenmemesi olduğundan, başvuruyu mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediği hususunda değerlendirmiştir. Anayasa mahkemesi yapılmış olan başvuru ile ilgili olarak kabul edilmezlik kararı verilmesini gerektirecek bir durum bulunmadığından mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair iddianın kabul edilebilir olduğuna karar vererek dosyayı incelemeye almıştır.
Anayasa mahkemesi yapmış olduğu incelemede bir alacağın mülkiyet hakkı kapsamında kalabilmesi için bir mahkeme ilamına dayanmasını şart olmadığını belirtmiş ve somut olayda başvurucu şirketin idareye değişik tarihlerde medikal ve sıhhi araç sattığının tartışma dışı olması sebebiyle alacağın kesin/ icra edilebilir ve bu sebeple de mülkiyet hakkının konusu olduğunu belirtmiştir.Bununla birlikte yüksek mahkeme söz konusu idarenin başvurucuya borçlu olduğunu inkar etmediğini hatta bu konuda başlatılan icra takibine de itiraz etmeyerek alacağın varlığı konusunda bir şüphe kalmadığını da beyan etmiştir.Sonuç olarak mahkeme, başvurucunun mülkiyet hakkının var olduğu ve alacak kesinleşmiş olmasına rağmen idarenin bu bedeli ödemediğinden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kanaat getirmiştir.
İPTAL GEREKÇESİ
Başvurucu idareye yani bir kamu üniversitesine satmış olduğu araç ve gereçlerin parasını alamamış ve devamında bu alacağını tahsil etmek için idare aleyhine icra takibine geçmiştir.Bu icra takibi sonrasında idare borca ve takibe itiraz etmemiş ve takibe konu alacak İİK hükümleri gereği kesinleşmiştir.İdarenin alacağa ilişkin olarak icra dosyasına kısmi ödemede bulunduğu ve dosya içerisinde yer alan belgelere göre idare tarafından borçlu olunmadığına dair açılmış bir dava bulunmadığı da düşünüldüğünde idarenin başvurucuya borçlu olduğuna dair her hangi bir şüphe bulunmamaktadır.Kesinleşmiş bir borç ve devam etmekte olan bir takip olmasına rağmen idare başvurucunu alacağını ödememiştir.İdare bunun yanında başvurucunun hakkına kavuşmasını engellemek adına İİK da bulunan ve kamu mallarının haczedilemeyeceğine dair hükme de sığınarak başvurucunun talebi sonucunda icra dairesinin kararı ile idarenin 3. Kişilerde bulunan hak ve alacaklarına haciz konulmasına dair işlemi de, İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile de kaldırtmış ve alacaklının ekonomik değerinde azalmaya sebep olmak suretiyle mülkiyet hakkını zedelemiştir. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarına bakıldığında somut olayda olduğu gibi, icra edilebilir bir alacağın, mülkiyet hakkı kapsamında korunan ekonomik bir değer içerdiği kabul edildiği görülmektedir. Anayasa mahkemesi kamu kurum ve kuruluşlarının bu şekilde borçlarının ödemekten imtina etmelerini ya da uzun süre sürüncemede bırakmalarını, mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına müdahale olarak görmüş ve bunun mülkiyet hakkının ihlali olduğuna kanaat getirmiştir.
Neticeten Anayasa Mahkemesi 12.01.2022 tarihinde verdiği kararla, hakkında icra takibine geçilen ve kesinleşen alacağın borçlu idare tarafından ödenememesini mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiş ve ihlalin de borcunu ödemeyen idarenin işlemlerinden kaynaklandığı sonucuna varmıştır. Ayrıca anayasa mahkemesi mülkiyet hakkının bu şekilde ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması adına sorumluluğun borçlu olan üniversite idaresinde olduğunu ve bu sorumluluğun ancak alacaklı başvurucu şirkete olan borcun ödenmesi yolu ile giderilebileceğine hükmederek bu hususun temini için kararın bir örneğinin üniversiteye gönderilmesine karar vermiştir.
Yorum yaz