Teminat Senetlerinin Hukuki Niteliği

son güncelleme Nisan 13, 2023 by admin

Teminat Senedi , günlük hayatta karşımıza çıkan özellikle alacak-borç ve sözleşme ilişkilerinde sık sık karşılaştığımız, ticari hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş bir kavramdır.Bu kadar sık karşımıza çıkmasına rağmen  söz konusu bu kavram  doğrudan mevzuatlarımızda düzenlenmediğinden sebeple ancak Yargıtay Kararları çerçevesinde yapılmış hukuki değerlendirmeler hakkında bir şeyler söyleyeceğiz.

Teminat Senedi hakkında bir çok tanımlama yapılmış olmakla genel olarak bu konuda yapılmış olan nitelendirmelerde teminat senedi “taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmede, yüklenicinin taahhüt ettiği malın veya hizmetin vb. edimlerin eksiksiz bir biçimde yapılacağı; edimlerin hiç veya eksik yerine getirilmesi halinde yüklenicinin belirlenmiş bir alacak tutarı ile sorumlu tutulmasını sağlayan senet türü”   veya     “bir işin, taahhüdün, alım-satımın veya hizmetin kararlaştırıldığı şekilde tamamlanacağının, aksi halde senette yazan parasal miktarın ödeneceğinin taahhüt edildiği yazılı belgedir” şeklinde karşımıza çıkmaktadır.Günlük hayatta teminat senedi, özellikle kira ilişkilerinde malik ile kiracı arasında, banka ile yapılan kredi sözleşmelerinde, işçi ile işveren arasında akdedilen sözleşmelerde veya tacirler arasında en basit alım sadece alım satım ilişkilerinde karşımıza çıkmaktadır.Teminat senedi ilk bakışta kambiyo senedi ile özellikle bonolar ile büyük benzerlikler taşısa da, temel hukuki niteliği açısından çok büyük yapısal farklılıklara sahiptir.Bilindiği üzere Kambiyo Senetlerinden olan bononun en belirgin hukuki niteliği “kayıtsız şartsız bir ödeme taahhüdünü” içeriyor olmasıdır.Ancak teminat senetlerinde kayıtsız şartsız bir ödeme yükümlülüğü olmadığı gibi bononun aksine ödeme çok net bir şekilde şarta bağlanmıştır.Yani senet teminat amaçlı olduğundan ancak verilmesine sebep olan olay gerçekleştiğinde veya gerçekleşmediğinde borç doğmuş olacaktır .(Örneğin kiralama yapılan araç hasarsız olarak teslim edilmediğinde oluşmuş olan zarar karşılığı olarak )Teminat Senedini, kambiyo senedinden (bono) ayıran diğer bir özellik, kambiyo senetlerinde TTK da yazılı olan şekil şartlarının varlığının aranıyor olmasıdır.Aksi durumda senet kambiyo senedi olamayacaktır.Bu konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilmiş 09/04/2019 tarih 2017/12-133 Esas 2019/416 Karar sayılı ilamda “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesine göre bononun senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesi ve senet Türkçeden başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi, vade, ödeme yeri, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası bulunmalıdır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik ) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir” denilmek sureti ile bir kambiyo senedi olan bonoda olması gereken şekli şartlar açıkça belirtilmiştir.Ancak Teminat Senetleri için bu zorunlu unsurlar veya şekil şartları aranmaz sadece hukuki sonuçları temin edecek şekilde hazırlanmış olmaları yeterlidir.Teminat senedi ile Kambiyo Senetleri arasındaki diğer bir fark ise bu senetlere ilişkin olan takip yollarının farkı olmasıdır.Usulüne göre düzelenmiş ve şekil şartlarına haiz olan Kambiyo Senetleri için (bono,çek,poliçe) tahsil amacıyla icra takibi yoluna başvurulduğunda, Kambiyo Senetlerine Özgü icra takibi yapılmaktayken teminat senedi için bu yola başvurulamaz.Eğer bir teminat senedi üzerinden icra takibi yapılacaksa bu ancak İlamsız İcra Takibi yolu ile yapılabilir ya da bu senede dayanılarak alacak davası açılması yoluna gidilebilir.Yargıtay’ın usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir teminat senedine ilişkin olarak Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi yapılamayacağına dair bir çok kararı bulunmakta olup Yargıtay 12.Hukuk Dairesi 07/11/2017 tarih 2017/7826 Esas 2017/13768 Karar sayılı ilamında  “Somut olayda, takip konusu senedin arka yüzünde, “Bu senet teminat senedi olup iş tesliminde hükmü kalmayacaktır. Yalnız işin eksik bir şekilde yapıldığı taktirde resmi mercilere hak kazanacaktır.” ibarelerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, senet arkasında yer alan bu beyan ve kayıtlara göre, takip konusu senedin veriliş nedeninin iş teslimi olarak belirtilmiş olması senedin kayıtsız şartsız borç ikrarına havi olması şartını ortadan kaldırdığından senedin kambiyo vasfı taşımadığı ve teminat senedi olduğu anlaşılmaktadır.O halde, mahkemece, senetten doğan alacağın varlığı ve miktarı ile tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı zorunlu kıldığından İİK’nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” demek suretiyle teminat senedinin, kambiyo senedi vasfı taşımaması nedeniyle Kambiyo Senetlerine Özgü icra takibine onu olamayacağını hükme bağlamıştır.Teminat Senedi yukarıda arz edildiği üzere günlük hayatta değişik şekillerde karşımıza çıkmakta olup en çok ticari ilişkilerde ve eser sözleşmelerinde teminat senetlerinin kullanımda olduğu görülmektedir.Ticari amaçlı mal veya hizmet alım-satımlarında özellikle alıcı tarafından teminat senedi alındığı görülmekte olup, sözleşmeye dayansın veya dayanmasın, ticarete  konu olan  malın eksik veya ayıplı olması ya da sözleşmeye uygun şartlar taşımaması veya hiç teslim edilmemesi durumlarında satıcı  alıcının uğradığı zararı telafi etmek için karşı tarafa teminat senedi vermektedir.  Taraflar bazen ticari işlemlerde vermiş oldukları bonoları teminat senedi olarak verdikleri iddia etmekte bu sebeple senedin bono mu yoksa teminat senedi mi olduğu konusunda uyuşmazlıklar yaşanmaktadır.Yargıtay’ın bu tarz uyuşmazlıklar hakkında  değişik tarihli kararları bulunmakta olup Yargıtay yakın zamanda  vermiş olduğu bir kararda.(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 27.11.2019 tarih 2018/370 Esas 2019/5317 K.) “ Davacı söz konusu bononun 01/03/2014 tarihli sözleşme uyarınca davalıdan alınacak mallara karşı teminat olarak verildiğini ileri sürmektedir. Davalı ise söz konusu bononun davacıya verilen borç para karşılığı verildiğini savunmuştur. Davacı teminat iddiasını kanuni delillerle (yazılı delil veya yemin) ispat etmelidir. Davaya konu bononun sözleşme ile aynı tarihli olması ve taraflar arasında ticari ilişki olması nedeniyle dava konusu bononun mahkemece teminat bonosu olarak kabulü doğru olmamıştır. Mahkemece, davacıdan bononun teminat olduğuna dair varsa kanuni delillerinin sorulması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir” ticari ilişkiler kapsamında verilen senetlerin “teminat senedi” olduğunun ispatına dair hususları hükme bağlamıştırTeminat senetlerinin en çok uygulama bulduğu bir diğer alan ise Eser Sözleşmeleridir. Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri bu tarz sözleşmelerden olup genelde iş sahipleri (arsa sahipleri) müteahhitlerden teminat senedi almakta ve böylece yüklenici tarafından taahhüt edilen işin gecikmesi, ayıplı olması veya hiç yapılmaması durumlarında bu teminat senedini işleme koymaktadır. Eğer müteahhit bu kapsamda sözleşmede yer alan şartları eksiksiz olarak yerine getirirse bu durumda iş sahiplerinin elinde bulunan teminat senedinin de bir hükmü kalmayacak ve bu senet sebebiyle yüklenici/müteahhit aleyhine takibe geçilemeyecektir. Hatta yüklenici sözleşmeye aykırı davransa bile  iş sahiplerinin elinde olan senet bir teminat senedi ise bu durumda bile Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Takibi yapmak mümkün olmayacak,ancak ilamsız takip veya alacak davası yolu ile bu senet bedeli tahsil edilebilecektir.   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 07/06/2017 tarih 2017/12-330 Esas 2017/1088 Karar sayılı ilamında Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Öztan`ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi “şart kabul etmeyen” bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. b., Ankara 1997, s.451). Nitekim Türk Ticaret Kanunu`nun 777. maddesi zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığını belirttikten sonra vade, keşide ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Avizo, bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır.Somut olayda takip konusu edilen bononun arkasına “İnşaat sözleşmesine aittir. İnşaatın bitimine kadar ödenecektir” şeklinde konulan ibare ödemeyi başka bir olayın vukuuna bağlamış ve bu haliyle bononun muayyenlik unsurunu ve dolayısıyla kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırmıştır. Nitekim keşideci borçlu da (ancak yargılama ile belirlenebilecek biçimde) inşaatın tamamlanmadığını ve henüz ödeme zamanının gelmediğini ileri sürmüştür.Bono vasfı bulunmayan belgeye dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağına dair kural da (İİK.m.168/1) dikkate alındığında borçlu aleyhine bu yolla takip yapılması doğru değildir.” Şeklinde hüküm kurarak bu hususu açıkça ortaya koymuştur.Yukarıda teminat senedinin, kambiyo senetlerinden farkını ve genel olarak uygulama alanlarını izah ettik ve Yargıtay Kararları çerçevesinde bazı hususiyetlerini inceledik.Peki bir teminat senedinin özellikleri nelerdir ve teminat senedi olabilmesi için hangi özellikleri taşımalıdır.Öncelikle senedin ön yüzüne ve “vade” yazılı kısma “Teminattır” veya “Teminat” yazılı olmalıdır veya yine senet üzerinde  senedin teminat olarak verildiğine dair  bir açıklama olması gerekmektedir.Ancak unutulmaması gereken husus her hangi bir senedin üzerinde “teminat” ifadesinin yer alıyor olması o senedi teminat senedi yapmayacak diğer şartları mevcutsa bu senet kambiyo senedi vasfını korumaya devam edecektir. Senedin ön yüzünde sol kısımda yer alan boşluğa senedin hangi sebeple teminat senedi olduğu yazılmalıdır.Örneğin bu kısma “İş bu senet müteahhit ile iş sahibi arasında mevcut olan  …/…/…. Tarihli inşaat sözleşmesine istinaden verilmiştir” yazılı olması durumunda senet “teminat senedi” olacaktır.Yine senedin arka yüzüne “İşbu senet iş sahibi (lehdar)  ile müteahhit (borçlu) arasında …/../…. tarihli inşaat sözleşmesi yapılmış olup, söz konusu inşaatın sözleşmede kararlaştırılan nitelik ve tarihte  lehdara teslim edilmemesi halinde işbu senet icra takibine veya davaya dayanak yapılacak, aksi takdirde geçersiz olacaktır. İşbu senet ciro edilemez.” Yazılması durumunda da senet teminat senedi olacak ve kambiyo senedi olarak işlem görmeyecektir.Burada en önemli husus senedin arka veya ön yüzüne tek başına yazılacak olan “teminat senedidir”, “teminattır” veya  “teminat senedidir ciro edilemez” kayıtlarının senedi teminat senedi haline getirmeyeceğidir.Sadece bu kayıtların yer aldığı bir senet teminat senedi olmayacak ve kambiyo senedi vasfını kaybetmeyeceği için senedi veren kişi açısından hukuki sorunlar meydana getirecektir.Böyle bir durumda borçlu söz konusu senedin teminat senedi olduğunu ispatlamak için söz konusu senede şüphe bırakmayacak şekilde atıf yapan veya doğrudan senette yazılı miktar ve tarihlerden bahseden bir sözleşmeye veya protokole dayanmalıdır. Bu konuya ilişkin olarak  Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 10/04/2019 tarihinde vermiş olduğu 2018/837 E.  2019/1648 K. Sayılı kararında “Davacı taraf bu bononun taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden verildiğini iddia etmekte ise de bu sözleşmenin hükümleri incelendiğinde teminat senedi verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Öte yandan davaya konu senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare de bulunmamaktadır. Senedin tanzim tarihi ile taraflar arasındaki sözleşmenin tarihleri de dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği sonucuna ulaşılamamaktadır. Sözleşme tarihi 08.09.2010 iken senedin tanzim tarihi 10.03.2011 olup, sözleşmenin imzalanmasından bir hayli sonra senedin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durum da davacının iddialarının yerinde olmadığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır…” şeklinde hüküm kurmuş ve senet ile dayanak sözleşme arasında mutlaka bir bağ olması gerektiğine karar vermiştir.Yukarıda Yargıtay Kararları çerçevesinde izah etmeye çalıştığımız teminat senedi kavramının göründüğünden daha karmaşık olduğu ve sonuç olarak bakıldığında “Teminat Senedi” nin diğer senetlerden ve kıymetli evraklardan birçok özelliği sebebiyle ayrıldığı ve kendine has hukuki bir niteliğe sahip olduğu açıktır.O yüzden özellikle ticari ilişkilerde gerek borçlunun gerekse alıcının bir  teminat senedi ile yolunun kesişmesi durumunda hak kaybı yaşamamak veya mağdur olmamak adına bir avukattan yardım alması  kendi menfaatine olacaktır.

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız